18 Şubat 2006
Cumartesi günü Kütahya Şehzade Kültür Merkezi’nin
organize ettiği Eğitimci-Yazar Halit ERTUĞRUL’un
konferansı için Belediye Kültür Sarayına gittim.
Program başlangıcında
Şehzade Kültür Merkezi hakkında bilgiler verildi. Bu
kültür merkezinde: inceleme ve araştırma
kütüphanesi, Al götür-Oku getir kütüphanesi,
VCD/Film gösterimleri, Okuma ve Sohbet programları,
Seminerler, konferanslar, anma ve kutlama günleri,
Öğrenci ders çalışma etütleri, şiir, musiki ve diğer
sosyal etkinlikler yapılıyor. Şehzade Kültür Merkezi
çevre yolundan Afyon’a giderken Can Kafe’nin
karşısında… İrtibat telefonu: 271 33 44
Halit ERTUĞRUL’un
Kendini Arayan Adam isimli eseri 700 bin adet
basmış, Kendini Arayan Kadın, Aysel gibi yine
yüzbinler basmış kitapların yazarı. Kendini Arayan
Adam yakında film olarak hazırlanıyormuş. Halit
Ertuğrul hakkında daha fazla bilgi edinmek
isteyenler
www.halitertugrul.com internet sitesine bir
bakmaları yeter sanırım. Halit ERTUĞRUL, bir öğretim
üyesi aynı zamanda…
Benim ilgimi çeken
yanı, konferansa çok güzel bir örnekle başlamasıydı.
Belki sizin de dikkatinizi çekmiştir başlık… AKÜM
BİTTİ GELEMİYORUM…
Halit ERTUĞRUL,
konferansa başlarken bu örnekle başladı: Ben size
konferansta dinlediğim bu gerçek olayı aktarmak
istiyorum:
Bir konferansa
katılmıştım bir ilimizde diyor. Halit Ertuğrul.
Tabi gazetelerde, ilan yerlerinde afişler asılmış,
benim konferans vereceğim ile ilgili…
Televizyonlarda, radyolarda konferans haberi var.
İrtibat telefonu vermişler konferansı düzenleyenler.
Burada beklerken, bir genç benimle konuşmak istemiş.
Erkek sesi arayan: “Hocam, sizin geldiğinizi
duydum. Sizin kitaplarınızı okudum. Buraya kadar
gelip konferans vereceğinizi duydum. Ancak aküm
bitti gelemiyorum. Sizi çok seviyorum.”
Dedi. Ben de “Akün bittiyse başka bir arabayla
gel” diyecektim fakat telefon kapandı, diyor.
Allah Allah “Ne demek aküsü bitmek?” Kafamdaki bu
soru işareti ile konferans boyunca kendi kendime
cevap aramaya çalıştım ancak bulamadım, diyor.
O gün vermiş olduğum
konferansın sonunda kitaplarımı imzalarken, bir
bayan bana dedi ki, “Hocam, sizi seven bir oğlum
var, sizi bu akşam aramış, ancak aküsü bittiği için
gelemedi, size selamı var” deyince.. Tamam
dedim, bu tabiri çok merak etmiştim. Şimdi sorayım
“Hanımefendi, sizin oğlunuz beni aradı, ancak ben
konuyu tam anlayamadım. Allah aşkına ne demek aküsü
bitti?” bana izah eder misin? Dedim.
Ah hocam dedi.
“Benim oğlum, bir trafik kazası geçirdi. Uzun yıllar
oldu. Kendisi bir akü ile çalışan bir arabada ancak
oturabiliyor. Sadece boynu tutuyor. Bugün de kendisi
gelmek istedi. Arabanın aküsü bitti”,
deyince….Anladım ki dedi ve bizlere şu mesajı verdi:
Sizler ne kadar
şanslı insanlarsınız ki, ayaklarınız tutuyor, bu
salona kadar yürüyerek, kiminiz minübüse binerek,
kiminiz kendi aracınızla buraya kadar geldiniz.
Şimdi koltuklara oturmuş rahat bir şekilde beni
dinliyorsunuz. Beni görüyorsunuz… Siz ne kadar
şanslı insanlarsınız, dedi.
Evet öyle değil mi?
Biz sabah yatağımızdan kalktığımız zaman yüzümüzü
yıkayabiliyor, dişlerimizi fırçalayıp traş
olabiliyor, üzerimize elbisemizi giyip, yola
çıkabiliyor, işimize gidebiliyorsak aslında ne kadar
büyük bir nimetin içindeyiz. Ya yürüyemezsek, ya
oturamazsak, ya göremezsek ya da duyamazsak..
Gerçeği, hakikati idrak edemezsek.
YA AKÜMÜZ BİTERSE NE
YAPARIZ?